• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

Türkiye'nin Alerji Kliniği

Alerji
ve Bağışıklık Sistemi Hastalıklarında Tanı ve Tedavi Merkezi

Lateks alerjisi

LATEKS ALERJİSİ

Lateks alerjisi toplumda gün geçtikçe artmaktadır. Ameliyat olan hastalarda görülen anafilaksiye bağlı ölüm nedenleri arasında nöromüsküler blokaj yapan ajanlardan sonra ikinci sırada yer alır. Ameliyathane ve yoğun bakımda çalışan hastane personeli de kullanılan pudralı lateks eldiven proteinlerinin havada bulunması nedeniyle solunum yoluyla ve/veya lateksden yapılmış kateter, sonda gibi medikal malzeme teması sonucu deri yolu ile alerjenle temas etmektedir. Sonuçta kontakt dermatit, alerjik rinit, astım ve hatta anafilaksiye kadar uzanan bir dizi klinik bulgu ortaya çıkmaktadır.

Lateks Epidemiyolojisi

Lateks, Hevea brasiliensis isimli kauçuk ağacının laktifer hücreleri tarafından üretilir. Tropikal iklim kuşağında yetişir. Anavatanı Batı Afrika, Güney Asya ve Amerika’dır. Doğal lateks işlenerek içerisine birçok kimyasal madde eklenir ve oldukça dayanıklı ve esnek bir maddeye dönüşür. Günümüzde lateks birçok ürünün içinde yaygın olarak bulunmaktadır. Özellikle sağlık alanında kullanımı giderek artmaktadır. Lateks tıp alanında ilk kez 1984 yılında Richard Cook tarafından cerrahi eldivenlerde kullanılmaya başlanmıştır. Ancak lateks eldivenlerin cerrahide kullanmı William Halstead tarafından popüler hale getirildi. 1980’lerden bu yana kan orijinli Human Immun Deficiency (HIV) virüs, Hepatit B (HBV) ve Hepatit C (HCV) gibi virüslerin geçişini önlediği gösterilmiş ve kullanım alanı da giderek yaygınlaşmıştır.

Hevea brasiliensis’ten lateks elde edilmesi (www.immune.com/rubber/nr1.html)

Hevea brasiliensisten üretilen madde lateksten yoğun, süt kıvamında ağacın özsuyunu içeren sıvı kısım ve ağacın kuru katı kısmından oluşur. Bu katı kısım immünojenik özellik taşımaz. Sıvı kısım ise %1 oranında lateks proteini içerir ve bu proteine karşı oluşan spesifik IgE, allerjik reaksiyonlardan sorumludur. Bu proteinin alerjik yapısı ürünün yetiştiği yere ve işlenme biçimine göre de değişiklik göstermektedir. Örneğin bir eldivende bulunan total lateks protein miktarı 3-337 mcg/gr arasında değişebilmektedir. İçerisine eklenen kimyasal maddeler, koruyucu maddeler (amonyum veya sodium sulfate), akselaratörler (thiuramlar, thiocarbamatlar, merkapto bileşenleri, thiourealar), antioksidanlar (phenylenediamine) ve sülfürler ile son ürün olan bir eldivenin %5’lik kısmını doğal lateks proteini oluşturmaktadır. 
             
 
Lateks içeren ürünlere örnekler

a. Medikal malzemeler                   

Eldivenler, servikal dilatör, turnike, nazogastrik  sonda, steteskop, idrar sondası, şırınga, endotrakeal tüp, elektrot pedleri, drenler, kateterler, cerrahi maskeler, hemodiyalizör,infüzyon seti, anestezi maskeleri, airway, havalı yataklar, diş protezleri, bazı ilaç şişelerinin lastik kapakları

b. Büro ürünleri

Bantlar, silgi, telefon kabloları, bilgisayar mouse pedleri

c. Ev malzemeleri

Bulaşık  eldivenleri,  oyuncaklar, banyo  perdeleri, biberon  emzikleri, süngerler, balon, kondom

d. Diğer

Araba tekerleği, kask, deniz yatakları, lastik ayak pompaları, ayakkabı tabanları

Lateks Alerjisi için Risk Faktörleri

•         Sağlık çalışanları

•         Lateks ağacı endüstrisi çalışanları

•         Erken yaşta muköz membranlara lateks içeren tıbbi alet uygulanan kişiler (Spina bifida veya ürogenital anomalileri olan kişiler)

•         Tekrarlayan veya uzamış cerrahi işlemlere maruz kalmış kişiler

•         Atopik bünyeli kişiler

•         Besin alerjisi bulunan kişiler (çapraz reaktif proteinler, özellikle muz, avokado, kestane, kivi, kavun, domates)

Besin alerjisi olan kişilerde lateks alerjilerine de duyarlılık olabilir. Bazı çalışmalarda çok çeşitli gıdalara ve özellikle de meyvelere karşı IgE aracılı reaksiyonlar lateks alerjik hastalarda %20-60 oranında görülmektedir. Bu kişilerin yaklaşık yarısında gıdalarla anafilaksiyi de içine alan ciddi alerjik reaksiyonlar görülmüştür. Bu birliktelik lateks proteinleri ile gıda proteinleri arasındaki immünolojik çapraz reaksiyona bağlanmıştır. Başlıca sorumlu meyveler kestane, avakado ve muzdur.

 Lateks Alerjisi Kliniği

Lateks Alerjisi Semptomları

•          Nonimmun reaksiyonlar (irritan kontakt dermatit):Yavaş gelişir, günlerce sürebilir, genellikle el yıkama ile oluşur, antiseptikler ve eldivenler, kimyasallar etkendir. Semptomlar; kızarıklık ragadlar, fissürler, kabuklanmalar oluşur.

•          Tipe IV (Gecikmiş tip hücre aracılı hipersensitivite):Temastan 48 saat sonra başlar, semptomlar eritem, kistler, papül, kaşıntı, vezikül, kabuklanma içerir.

•          Tip 1(Erken tip IgE aracılı hipersensitivite):Dakikalar içerisinde başlar, çok nadiren 2 saati aşar, semptomlar; lokal ve generalize ürtiker, baygınlık, angioödem, bulantı, kusma, abdominal kramplar, rinokonjonktivit, bronkospasm ve anafilaktik şoku içerir.

Lateks Alerjisinde Tanı

Anamnez ve Öykü: Sağlık ve lateks endüstrisi çalışanları ve spina bifidalı hastalar gibi yüksek riskli olgular başta olmak üzere; lateksten yapılmış materyallere (en önemlileri kondom, balon, biberon, kateter, emzik vb.) maruz kalındığında temas eden yüzeylerde ürtiker, anjioödem gelişiyorsa ya da lateks eldiven giyildiğinde ve bu malzemelerin yoğun kullanıldığı ameliyathaneler gibi ortamlarda çalışıldığında kontakt ürtiker gibi lokal ve/veya rinit, astım gibi sistemik hastalık bulguları oluşuyorsa, ameliyat sırasında ürtiker, anafilaksi gibi istenmeyen durumlar ortaya çıkmışsa, lateksle çapraz reaksiyon veren avakado, muz, kestane, kivi gibi gıdalarla temas yada oral olarak alınmasıyla alerjik bir semptom oluşuyorsa, geçirilmiş çok sayıda cerrahi girişim öyküsü varsa lateks alerjisinden kuşkulanmak ve sorgulamak gerekir.

Laboratuvar:

Lateks spesifik IgE hasta serumunda immuncap yöntemi ile bakılmaktadır. Lateks deri prick testi de tanıda kullanılan ve klinik uyumu da yüksek olan bir testtir.

Lateks ile uyumlu klinik bulguları olan ancak lateks spesifik IgE ve deri prick testi negatif olan kişilerde lateksle nasal provokasyon testi tanı koydurucudur.

Lateks eldivenlerin yapısında bulunan kimyasallara karşı dermatit gelişen kişilerde ise patch (yama) testi tanıda yardımcıdır.

TEDAVİ

Lateks alerjisini tamamen ortadan kaldırmak günümüz şartlarında mümkün değildir. Lateks alerjeninden korunmak ve lateksin yoğun olduğu ortamlardan uzak durmak en geçerli tedavi şeklidir. Lateks alerjisi açısından yüksek riskli kişilerde ve lateks alerjisi olan bireylerde korunmada önlemler çok önemlidir. Ancak lateks alerjeninden tam olarak korunmak özellikle sağlık merkezlerinde mümkün değildir.

Primer korunmada kişiler mümkün olduğunca latekssiz maddeler kullanmaya özen göstermeli, eşlik eden ekzemaları varsa tedavi edilmeli, eldiven kullandığı dönemlerde özellikle yağ bazlı kremler kullanmamalı, eldiven kullanımı sonrası ellerini hemen sabunla yıkamalıdır. Sekonder korunmada kişiler latekssiz eldiven ve tıbbi malzemeler kullanmalılar, sadece direkt temastan değil aynı zamanda hava yolu ile temastan da korunmalıdır. Çünkü sürekli allerjen maruziyeti zamanla sensitiviteyi arttırmaktadır. Lateks alerjisi olan kişilerin bu maddeye karşı alerjilerinin olduğunu bilmesi de büyük önem taşır. Kişinin alerjik olduğunu bilmesinin yanı sıra bunu gösteren bir künye ya da bilezik takması önerilir. Tüm cerrahi veya medikal girişimler öncesi bu durumunu ilgili hekime bildirmesi zorunludur. Tip I alerjisi olanların yanlarında mutlaka adrenalin otoenjektör (Epipen 0,3 mg ) taşıması gereklidir. Alerji gelişmesi durumunda lateks içermeyen acil setleri ile müdahale edilmelidir. Lateks içeren tıbbi malzemeler kullanılmamalıdır. Planlanmış operasyon yapılacaksa da lateks içermeyen ameliyathane odaları tercih edilmelidir. Operasyon öncesi yapılan prememedikasyon bu hastalarda oluşabilecek anafilaksiyi gizleyebileceğinden önerilmemektedir. Bu hastalara ve ailesine lateks içeren tıbbi ve ev içi malzemeleri tanıtan bir broşür verilmeli ve bunlardan uzak durması sağlanmalıdır. Hasta bir alerji kliniğinin takibine girmeli, hayatı tehdit eden anafilaksi hakkında bilgilendirilmeli, bazı besinlerle de anafilaksi gelişebileceği hatırlatılmalıdır. Primer sensitizasyonu önleme adına hastaneler latekssiz tıbbi malzeme kullanmaya gayret etmelidir. Yapılan çalışmalarda latekssiz malzeme kullanımının hastanelere daha az maddi yük getirdiği gösterilmiştir. Primer önlemlerin, yüksek riskli sağlık çalışanlarında lateks ile duyarlanma riskini, sekonder önlemlerin de latekse spesifik IgE düzeylerini ve lateks alerjisine bağlı semptomları azalttığı gösterilmiştir.

Subkutan desensitizasyon çok ciddi yan etkiler yapabilmektedir, oysaki dilaltı yapılan desensitizasyonun yan etkilerinin az olduğu bildirilmiştir. Dil altı desensitizasyon ile spesifik IgE değerlerinin düştüğü gösterilse de pahalı olması yine de anafilaksi riski taşıması nedeni ile kullanımı şu an için yaygın değildir.

 

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam16
Toplam Ziyaret64091
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar7.91157.9432
Euro9.38909.4266
Hava Durumu